İLAÇ KULLANMANIN İNCELİKLERİ

15/10/2008 · Kategori: Saglik

İlaç kullanmanın incelikleri

      Şurup bile içmiş olsanız mutlaka üzerine bir bardak su için. Çünkü alınan ilacın etkili olabilmesi için, mide veya bağırsakta çözünerek, kana karışması gerekir.  
    Sizin ilaçla bereber içeceğiniz su, bu çözünmeyi kolaylaştırır, kana karışmayı hızlandırır. Özellikle antibiyotiklerin soğuk algınlığı ve grip ilacı gibi rastgele içildiğini, bunun son derece yanlış olduğuna dikkat çeken uzmanlara göre, susuz içilen ilaç, deva olmamakla birlikte yeni hastalıkların habercisi olabiliyor.
Antibiyotik türü ilaçların genellikle aç veya tok karnına içilebilen ilaçlar olduğunu belirten uzmanlar, bazı türlerinin aç karna alınması gerektiğini, ilaçların istenen etkiyi gösterebilmeleri için kanda belirli bir seviyede olmaları gerektiğini kaydediyor. Türkiye'de antibiyotiklerin doktor kontrolü olmadan adeta soğuk algınlığı ve grip ilacı gibi kullanıldığını anlatan Uzm. Dr. Mustafa Yalçın, bunun son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı.  
       Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçların genellikle tok karnına alınmasın tavsiye eden Dr. Yalçın; 'Zira bir çoğu mide iç zarı üzerine tahriş edici etkiye sahiptir. Dolu mide ile alındıklarında bu yan etkileri en aza iner. En azından dolu bir bardak su ile alınmalıdırlar. Şurup bile içmiş olsanız mutlaka üzerine dolu bir bardak su için. Çünkü alınan ilacın etkili olabilmesi için, mide veya bağırsakta çözünerek, kana karışması gerekir. Sizin ilaçla bereber içeceğiniz bir bardak su, bu çözünmeyi kolaylaştırır, kana karışmayı hızlandırır ve etkinin çabuk başlamasını sağlar.
        İlaçları 'size özel olarak önerilmemişse' asla bölmeyin ve çiğnemeden yutun. Birçok ilaç tablet şeklinde olup üzerleri şeker (örneğin drajeler) veya film (örneğin film tabletler) kaplanmıştır. O ilacın etken maddesi ya mide ortamında bozulup etkisini kaybetmektedir veya mide mukozasını (iç zarı) tahriş edici özelliktedir ya da mideden emilimi kötüdür. O nedenle üzeri kaplanarak midede dağılmadan doğruca barsağa aktarılması sağlanır. Siz eğer böyle bir ilacı böler veya çiğnerseniz etkisini yok etmiş olursunuz. Tableti elinize aldığınızda bakın; eğer üzerinde bölünebileceğini belirtir bir çentik yoksa asla bölmeyin ve çiğnemeyin. Çiğneme tabletleri (pastiller) bu grubun dışında tutulmaktadır. Onlar, çiğnenerek alınmalıdır. Eğer ilacı kullanacak kişide gebelik ve emzirme gibi bir durum varsa mutlaka hekimi ve eczacıyı uyarın. Gebe ve emzirenlerin doktora veya eczacıya danışmadan en basit ağrı kesiciyi bile almaları, bebekleri için risk teşkil edebilir. Çalışıyorsanız; kullanacağınız ilaçlar yaptığınız işi etkileyebilir. Birçok ilaç yan etki olarak sersemlik ve uyku hali (sedasyon) yapar. Dolayısıyla dikkat gerektiren bir makine kullanıyorsanız ciddi sorunlar ortaya çıkabilir' dedi.
      Bütün ilaçların buzdolabında saklanmasının gerek olmadığını belirten Dr. Mustafa Yalçın, ilaçların kutuları üzerinde nasıl ve ne şartlarda saklanmaları gerektiğinin yazıldığını, vatandaşların buna göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Yalçın; 'Oda sıcaklığı diyorsa evinizde direkt güneş ışığı almayan, serin ve kuru bir yerde saklayabilirsiniz. Buzdolabı diyorsa buzdolabının kapağında değil, orta raflarından birinde saklayabilirsiniz. Buzluk kısmına asla ilaç koymayın! İlaçları, ısı yayan cihazlardan uzak tutun. Bütün ilaçları kendi ambalajları içinde ve kapakları sıkıca kapatılmış olarak saklayın. Toz halinde alıp sulandırarak kullandığınız şurupları hazırladıktan sonra buzdolabında saklayın. 10 gün içinde bitmezse kalan kısmını atın. Bu şurupları her kullanımdan önce iyice çalkalayın. Bu tip ilaçları hazırlarken mutlaka kaynatılıp soğutulmuş su kullanın. Şişeye su eklemeden önce şişeyi çalkalayarak tozların ayrışmasını sağlayın. Önce şişedeki işaretli yerin bir parmak alt seviyesine kadar su doldurun. İyice çalkalayıp 5- 10 dakika bekleyin. Daha sonra işaretli yere kadar su doldurun. 5- 10 dakika daha beklettikten sonra ilacı kullanabilirsiniz.' diye konuştu.
 
 
alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

TİBETİN GENÇLİK PINARI 5 HAREKET

12/10/2008 · Kategori: Saglik

Çok kısa bir süredir uygulamama rağmen gerçekten oldukça işe yarıyor…Denemenizi tavsiye ederim.

Yaşınız ve fiziksel durumunuz ne olursa olsun gençlik, sağlık ve canlılık kazanmak için her gün kısa bir süre de olsa bu egzersizleri uygulayabilirsiniz. Bu hareketleri gerçekleştirirken yavaş ve derin soluklar almak yeterli.

Soluk alıp vermenin bu hareketlerin yararları arasında doğrudan bağlantısı var.

Peter Kelder’in yazdığı “Tibet’in Gençlik Pınarı” (orijinal adı: Ancient Secret of the Fountain of Youth ) adlı kitapta yer alan, emekli bir İngiliz subayı tarafından Batı’ya aktarılan beş Tibet egzersizinin çok büyük yararları var. Dünyada ilgiyle okunan kitapta sağlık için gerekli fiziksel hareketlerin yani sıra beslenme sırları da var.

Başlangıçta her hareketin 3 kez yapılması tavsiye ediliyor. Daha sonra her hafta tekrar sayısını 2 şer arttırarak 21 tekrara ulaşıncaya kadar arttırmaya devam edin.Yani 2.hafta her hareketi 5 kez,3. hafta 7 kez, 4. hafta 9 kez ve bu şekilde arttırmaya devam edin 10 hafta sonra her hareketi 21 kere yapabilir duruma geleceksiniz.

Bu 5 hareketi tamamladıktan sonra ılık yada serin suyla duş almanız tavsiye ediliyor. Ama asla soğuk suyla yıkanmayınız.

Birinci hareket:

Faydaları : Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

Uygulanışı : Kollarınızı iki yana açarak avuç içleriniz yere bakacak şekilde saat yönünde dönün.

İkinci hareket:

Faydaları : Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.

Uygulanışı :

1-Sırtüstü yatarak ellerinizi vücudunuzun yanına koyun.

2-Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın

3-Bacaklarınızı yere dik olacak şekilde kaldırırken dizlerinizin dik olmasına gayret edin

Üçüncü hareket:

Faydaları : İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

Uygulanışı :

1-Vücudunuzu dik tutarak dizlerinizin üzerinde durun.Ellerinizi kalçalarınızın altına dayayın

2-Çenenizi göğsünüze yaklaştırın.

3-Başınızı yavaşça mümkün olduğu kadar geriye doğru eğerken,sırtınızı arkaya doğru esnetin.

Dördüncü hareket:

Faydaları : Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.

Uygulanışı :

1-Bacaklarınızı ileriye doğru uzatarak yere oturun.Ayaklarınız hafifçe aralık olsun ve ellerinizi yere koyun

2-Çenenizi göğsünüze doğru eğin.

3-Başınızı mümkün olduğunca arkaya doğru eğin.

4-Kollarınızı düz tutarak ayak tabanlarınızı ve ellerinizi yere basarken dizlerinizi kırın ve gövdenizi yere paralel olacak şekilde havaya kaldırın.Adalelerinizi bir süre kasın ve ardından gevşeyin.

Beşinci hareket:

Faydaları : bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Uygulanışı :

1-Kollarınız dik ve bedeniniz aşağı sarkmış halde ( kobra yılanı ) şeklinde durun. Avuçlarınızı yere koyun. Başınızı yumuşak bir şekilde mümkün olduğu kadar geriye yatırın.

2-Ayaklarınızı ve ellerinizi oynatmadan,kalçanızı yukarıya kaldırın ve vücudunuzla ters v şekli meydana getirin.Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bağışıklık sisteminizi güçlendirme zamanı

18/9/2008 · Kategori: Saglik


Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin 10 Yolu




Bağışıklık sistemimiz mevsimsel değişimler ve stres nedeniyle kimi zaman zayıf düşer. Bu da bizi soğuk algınlığı, grip ve diğer bazı rahatsızlıklara karşı daha hassas yapar. Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek daha sağlıklı yaşayabiliriz. İşte bunu başarmanın 10 yolu:

1. Alkali olun

Bağışıklık sistemi alkali bir ortamda güçlenir. Çünkü pek çok bakteri ve virüs asidik ortam sever ve sağlıklı alkali ortamda yaşayamaz. Direncinizin düşmeye başladığını hissettiğinizde egzersiz yapın, bol miktarda su ve limon suyu için ve vücudunuzda alkali ortamı sağlamaya yarayan yeşil sebze yiyin.

2. Bitkisel protein alın

Bağışıklık hücreleri küçük proteinler ihtiva eder. Bu proteinler enfeksiyonları ortadan kaldırarak vücudumuzun hastalıklara karşı savaşmasına yardımcı olurlar. Yüksek kaliteli sebze ve süpergıda bazlı proteinler vücudu alkali ortamda tutarken bağışıklık sistemimizi de güçlendirir. Bu proteinler özellikle brokoli, baklagiller ve gece suda bekletildiğinde sağlıklı enzimleri harekete geçen kuruyemişler ve tohumlarda bulunur.

3. Yeşil yiyin

Sebzeler vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan vitaminler, mineraller ve bitkisel besinlerce zengindir. Lifli yeşillikler ve brokoli, karnabahar ve kabak gibi sebzeler ise besinler ve antioksidanlarca zengindir. Antioksidanlar, enfeksiyonlar ve hastalıklarla savaşmaya yarayan elementlerdir.

4. Sarımsağın büyüsü

Organik sarımsak harika bir besindir. Vücudumuzu mikroplardan korur; aynı zamanda da bağışıklık sistemi güçlendiricisidir. Sarımsağın kendi savunma sistemini oluşturan elementler, bizim de bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Bu arada organik olmayan sarımsaklarda tarım ilacının bulunduğunu ve bunun sarımsağın faydalı etkilerini ortadan kaldırdığını da belirtelim.

5. Özel besinler

Pek çok vitamin ve mineral bağışıklık sisteminde başroldedirler, özelikle de gıdalardan alınan çinko ve C vitamini. Meyvelerin çoğu ve kırmızıbiber, C vitaminin en mükemmel kaynağıdır. Çinko ise zencefil, kuru yemişler ve tohumlarda bulunur. Özellikle Brezilya cevizi, kabak ve karpuz çekirdeklerinde zengin miktarda çinko vardır. Çekirdekleriyle birlikte sıkılmış karpuz suyunu karıştırıp için; yaz için mükemmel bir serinleticidir, aynı zamanda hem alkalize eder, hem protein hem de çinko sağlar. Hepsi bir arada!

6. Çok miktarda su için

Su bütün besinleri ve atıkları vücutta kan ve lenf sıvıları yoluyla taşıyan bir çözücüdür. Günde en az 2 litre su içmek besinlerin hücrelerimize nüfuz etmesine, atıkların boşaltılmasına, sümüksü maddelerin sulanmasına, bizi hasta eden bakterilerin ve virüslerin etkisiz hale gelmesine yardımcı olur.

7. Terleyin

Vücudunuzda enfeksiyon olan bir bölgede ısının yükseldiğini fark ettiniz mi? Vücut ısımızdaki artış bağışıklık sistemimizin enfeksiyona ve hastalıklara karşı aktif olarak savaşmasının bir yoludur. Terleme ise vücudumuzda birikmiş toksinlerin deri yoluyla atılmasını sağlar. Egzersiz yaparak veya sauna, buhar banyosu veya hamam gibi terapileri düzenli olarak uygulayarak, terleme yoluyla toksinlerinizden arınır ve kendinizi daha iyi hissedersiniz.

8. Kötü alışkanlıklarınızı terk edin

Paketlenmiş ve işlenmiş hazır gıdalar, kafein, alkol ve sigara bağışıklık sistemimizi tehlikeye sokan zararlı alışkanlıklardır. Bunları bırakarak yerlerine tam gıdalar, ekinezya ve ginseng gibi bitkisel çaylar, taze meyve ve sebze suları koyun. Bu şekilde bağışıklık sisteminize ve vücudunuzun işleyişine destek verin.

9. Sık sık dinlenin ve gevşeyin

Stres ve yorgunluk bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve bu bitkinlik bizi daha kolay hasta eder. Dinlenme ve uyku zamanlarında vücudumuz kendini toparlar ve onarır. Stres seviyenizi azaltmaya çalışın ve gevşemek için kendinize zaman ayırın. Mutlaka her gece 7-9 saat arası uyuyarak vücudunuza kendisini toparlaması ve hastalıklarla savaşması için izin verin.

10. Soğuk duş zindeleştirir

Banyodan çıkmadan önce son duşunuzu soğuk alın. Soğuk su bağışıklık hücrelerine giden lenf dolaşımını hızlandırır. Temizlenmenin ve bağışıklık sistemini güçlendirmenin zindelik veren bir yoludur.
  

alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

MUTLU GÖRÜNMEK İÇİN.....

4/4/2008 · Kategori: Saglik

Kendinizi mutsuz hissediyorsanız, veya yorgunsanız bu yüzünüze çok yansır. Ama bunu çözmenin yöntemleri var.

Bazen yüzümüzün düştüğü ve kendimizi çok mutsuz hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bu dönemde hemen makyaj çantanıza sarılmak ve kozmetik ürünlerinin kendimizi iyi hissettirmesine izin vermek en doğrusu. İşte kolaylıkla uygulayabileceğiniz öneriler...

1. İnatçı Göz Torbaları
Fazla alkol tüketimi veya uykusuz çalışma saatleri göz altında torbalanmalara neden oluyor. Hemen moralinizi bozmayın. Pembe far kullanarak göz torbalarınızı kamufle edebilirsiniz. Pembe far yüzünüze ışıltı vererek, yorgun ifadenizi canlandıracaktır.

2. Gülsuyu Tazeliği
Taze çiçek kokuları ruhunuza rahatlatarak, kendinize iyi hissetmenizi sağlar. Çiçek kokulu, fresh parfümlerin yanı sıra gülsuyu kokusu da sizde aynı etkiyi oluşturabilir. Gülsuyunu burnunuzun önünden geçirin ve derin bir nefes alın. Her gün biraz gülsuyu ile kendinizi ve cildinizi tazelemeyi deneyin.

3. Su ferahlığı
Makyaj yapmayı sevmiyorsanız, günde birkaç kez yüzünüze soğuk su çarparak, kan dolaşımınızın hızlanmasını ve yüzünüzün renklenmesini sağlayabilirsiniz. Yanaklarınıza parmaklarınızla hafifçe vurarak, kırmızılık verebilirsiniz. Su cildine ferahlatacak ve daha iyi görünmenize yardımcı olacaktır.

4. Şeftali Renkteki Pudra
Yazın tazeliğini ve ışıltısını yüzünüze yansıtmak için şeftali tonlarında allık kullanabilirsiniz. Yanaklarınızda doğal, sağlıklı ve mutlu bir görünüm oluşturacaktır. yanaklarınızı çimdikleyin ve kızaran bölgeye allığı uygulayın. Allığı cömertçe sürün sonra avuç içlerinizle yanaklarınıza vurun. Böylece fazlalığı alabilirsiniz.

5. Sanal Mutluluk
Mutsuz olduğunuzda dört parça çikolata yiyerek alacağınız 500-600 kalori yerine, magnezyum takviyesi kullanabilirsiniz. Sonradan kilolarla uğraşmak yerine bu takviyeleri almayı denemelisiniz. Çikolatanın verdiği mutluluğu verdiğini göreceksiniz.

6. Banyoda Parfüm Keyfi
Güzel kokular hormonları harekete geçirerek mutlu olmayı sağlar. Banyo yapmak ise bir başka mutluluk kaynağıdır. Banyo suyunuza hoş kokulu ve cildinizi yumuşatan banyo yağlarından ekleyebilirsiniz. Bir kapak yağın vücudunuzla neler değiştirdiğini fark edeceksiniz.

7. Dudak Hilesi
Dudaklarınızın ince görünmesi sizi mutsuz ediyorsa, daha kalın görünmesi için küçük bir hileye başvurabilirsiniz. Rujunuzu dudaklarınızdan taşacak biçimde sürün ve sonra fazlalığı silin. Koyu renkli rujlar işinizi kolaylaştırabilir.

8. Güzel Tırnaklar
Güzel ellere sahip olmayı kim istemez ki? Zevkinize ve giyim tarzınıza uygun bir ojeyi seçin ve hemen tırnaklarınıza sürün. Ellerinizin bakımlı görünmesi moralinizi düzeltecek ve kendinize güveninizi artıracaktır.

9. Dudaklarda Badem Yağı
Badem yağının sadece kirpiklere ve kaşlara uygulandığını sanmayın. Çatlayan dudaklarınıza biraz badem yağı sürerseniz, sürdüğünüz rujun etkisinin çok daha uzun süre kalacağını ve dudaklarınızın pürüzsüz görüneceğini fark edeceksiniz.

10. Dudakta Göz Farı
Dudağınıza göz farı sürmeyi hiç aklınıza gelmiş miydi? Pudra görevi üstlenen göz farınız, rujunuzun dudaklarınızda uzun süre canlı ve renkli görünmesini sağlayacaktır.

11. Çiçekli Uyku
Yastığınızın altına çiçek kokulu sabunlar veya lavantalı torbacıklar yerleştirebilirsiniz. Lavanta kokusu uykuya kolayca dalmanıza yardımcı olacaktır. Çiçek kokulu sabunları küçük parçalara bölerek bir keseye yerleştirebilirsiniz. Lavanta keselerinin etkisini yine hissedebilirsiniz.

12. Mavi Rimel
Kirpiklerinizi mavi maskarayla boyamaya ne dersiniz? Klasik siyah ve kahverengi rimelin dışına çıkarak, kirpiklerinizin daha çekici olduğunu göreceksiniz.

13. Kristal Taşlar
Gözlerinizi yorgun ve birbirine batar gibi hissediyorsanız gözlerinizin yorgunluğunu kristal taşlarla alabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın ve üzerine kristal taşları yerleştirin. Negatif enerjiyi gözlerinizden alacaktır.

14. Soda Mucizesi
Güzelliğinizin sırrını sodada keşfedebilirsiniz. Sabahları yüzünüzü sodayla yıkamayı deneyin. Cildinizdeki tazelik ve rahatlama hissedeceksiniz.

15. Yağlı Saçlar
saçlarınız yağlı olduğu için, her gün yıkamanız saçlarınız için yıpratıcı olabilir. Bunun doğal bir reçetesi var. Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gram suda çay gibi demleyin. Sıvıyı temiz saç diplerinize sürün. Saçlarınızın yağsız bir görünüme kavuştuğunu hissedeceksiniz.

Kaynak: Cosmopolitan

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/3/2008 · Kategori: Siir

Yıllardır hatıralarda saklıydı yüzün.

 

 

Unuttum, nasıldı ayrılıktaki hüzün

 

 

O kokun kilitleri açtı

 

 

 

 

Gözlerin, ah o ela gözlerin gözlerime kaçtı

 

 

Rengi gözümü yaktı, gözyaşlarım yüreğime aktı.

 

Sesim yüreyimden de kırılgan, selam diye çıktı.

 

Yürürken sen evine;

 

 

 

 

Kilitledim hatıraları yine,

 

 

 

Tembihledim, bu sadece bir selamlaşmaydı diye

 

Gözlerin gözlerime kaçtı, gözyaşlarım yüreğime aktı.

 

O ela gözlü yüz hep hatıralarda saklı.

 

 

 

 

 

 

 

                             Hayriye ASLAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

OMEGA-3 MUCİZESİ

25/3/2008 · Kategori: Saglik

Doymamış yağ asitlerinden olan omega-3 yağ asitleri, vücut için gerekli (esansiyel) olup gıdalardan elde edilmek zorundadır. İnsan beslenmesinde yer alan önemli omega-3 yağ asitleri olarak α-linolenik asit, eikosapentaenoik asit (EPA), ve dokosaheksaenoik asit (DHA) sayılabilir.
Vücudun omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık boyunca bu ihtiyaç devam eder.

Kimya 
 
Gerekli bir omega-3 yağ asidi (18:3Δ9c,12c,15c) olan alfa-linolenik asit (ALA)'nın kimyasal yapısı. Kimyacılar karbonil grubundan saymalarına karşın (mavi sayılar), fizyologlar omega (ω) karbonundan sayarlar) kırmızı sayılar). Şeklin sağında olan omega ucundan itibaren ilk çift bağ, üçüncü karbon-karbon bağıdır, "omega-3" adı burdan kaynaklanır.
omega-3 terimi ("n-3", "ω-3" olarak da kullanılır) ilk çift bağın, karbon zincirin ucundaki (ω) metil grubundan itibaren sayılınca 3. karbon-karbon bağı olduğu anlamına gelir.
İnsan beslenmesinde önemli olan omega-3 yağ asitleri şunlardır: alfa-linolenik asit (18:3, ALA), eikosapentaenoik asit (20:5, EPA) ve dokosaheksaenoik asit (22:6, DHA). Bu üç doymamış yağda, sırasıyla 18, 20 veya 22 karbonlu bir zincirde 3,5, veya 6 çift bağ vardır. Çift bağların hepsi cis-biçimindedir, yani hidrojen atomları çift bağın aynı tarafındadır.
Omega-3 yağ asitlerindeki çift bağlar onların enekliğini azaltır. Hücre zarında omega-3 yağ asitlerini içeren fosfolipitler doymuş yağ asitli fosfolipitlere kıyasla daha gevşek bir şekilde istiflenirler ve bu yüzden bunlardan oluşan membranlar (zarlar) daha akışkan olurlar. Sıvı fazda olan membranlarda proteinler birbiriyle daha serbestçe etkileşebilir, sinir hücrelerinde ise membranların yalıtkanlığını arttırdığı öne sürülmüştür [1]
Omega-3 yağ asitleri sayesinde:
•   Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.
•   Bağışıklık sistemi güçlenir
•   Kansere karşı koruma sağlanır
•   Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir
•   İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı)
•   Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler
•   Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar
Anne-bebek sağlığında rolü
Omega-3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
•   Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi
•   Erken doğum riskinni azaltılması
•   Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması
•   Doğum sonrası depresyonundan korunulması
•   Omega-3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma beceresini artırılmasına yardımcı olabilir.
Zihin sağlığında rolü
Omega-3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega-3, beyin ve sinir sisteminde başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
•   Depresyon tedavisini desteklemesi
•   Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olması
•   Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması
•   Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olması
•   Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerinde olumlu etkisi olması
Göz sağlığında rolü
Yüksek doz omega-3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega-3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tesbit edilmiştir.
Kemik-eklem sağlığında rolü
EPA ve DHA’nın antienflamatuar etkisi vardır, ayrıca kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega-3 kemik ve eklem sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
•   Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlanması
•   Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması
•   Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması
•   Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azaltılması
Kalp-damar sağlığında rolü
Yapılan araştırmalarda, omega-3 yağ asitlerinin dengeli alımının özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından yararlı olduğu vurgulanmaktadır. Omega-3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega-3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
•   Kalp damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olması.
•   Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması
•   Trigliseritlerin kan düzeyini düşürülmesi
•   Kalp hastalıklarında "kötü kolesterol"ün (LDL) düşürülüp, "iyi kolesterol"ün (HDL) artırılması.
•   Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması
Bulunduğu besinler
•   Omega-3 : Yağlı balıklar (uskumru, sardalya, hamsi, ton balığı, somon balığı), ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı, kanola yağı, soya yağı, tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve yeşil yapraklı sebzeler, ve fındık.

alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇEMEN

25/3/2008 · Kategori: yemek tarifleri



Malzemeler:

1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı galeta unu (Bayat ekmeklerinizi kızartıp, ufalayarak kullanabilirsiniz)
2 yemek kaşığı zeytinyağ
2 yemek kaşığı rendelenmiş beyaz peynir
2 çay kaşığı kekik
1/2 çay kaşığı karabiber
2 diş sarımsak
1/2 çay kaşığı kimyon
2 yemek kaşığı ceviz)

Yapılışı,

1. Bir kasede domates salçası, biber salçası, beyaz peynir ve galeta ununu karıştırın.

2. Baharatları, dövülmüş sarımsağı ve zeytinyağı ekleyin ve karıştırın. Kapaklı bir kaba koyup buzdolabında muhafaza edebilirsiniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ETİMEK TATLISI

25/3/2008 · Kategori: yemek tarifleri




Malzemeler:
Alt katman icin:
1 paket etimek
2 su bardağı toz şeker
2 su bardağı su


Muhallebi icin:
1/2 paket margarin
3 türk kahvesi fincanı un
8 yemek kaşığı şeker
1 kilo süt
vanilya
damla sakızı
Uzeri icin:krem şanti

Yapilisi:
Şekerin 2 yemek kaşığı kadarı, susuz olarak bir tavada ağdalaştırılır. Ayrı bir tencerede kalan şeker iki su bardağı su ile eriyene kadar kaynatılır.
Önceden ağdalaştırdığımız şeker de buna ilave edilip eriyene kadar karıştırılır.
Bu şekerli su, dikdörtgen borcama tek kat olarak dizdiğimiz etimeklerin üzerine dökülür.
Un, eritilmiş margarinin içinde kavrulur. Şeker, süt, vanilya ve damlasakızı da ilave edilerek muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Ateşten alınıp yarım saat mikserle çırpılır.
Sonra muhallebi, etimeklerin üzerine dökülür.
Krem santisi paketin üzerindeki tarife göre hazırlanıp muhallebinin üzerine dökülür. Tatlı soğuk olarak servis edilir.
Afiyet olsun.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ÜÇ RENKLİ BÖREK

25/3/2008 · Kategori: yemek tarifleri

Malzemeler

* 4 yufka
* 1 çay bardağı sıvıyağ
* 2 havuç, rendelenmiş ve hafif tuzlanmış
* 250gr pastırma
* 1/2 kg ıspanağın yaprakları, suyu iyice süzülmüş ve hafif tuzlanmış
* üstüne sürmek için yumurta sarısı

Hazırlanması:

1. birinci yufkayı masaya serip yağlayın. ikinci yufkayı üzerine serip yağlayın. havucu ikinci yufkanın üzerine yayın.
2. üçüncü yufkayı havuçların üzerine serip yağlayın. ıspanağın yapraklarını bütün olarak üçüncü yufkanın üzerine yayın. dördüncü yufkayı serip yağlayın. pastırmaları bütün olarak dördüncü yufkanın üzerine dizin.
3. yufkanın kenarlarını hafifçe içe katlayın (içi kenarlardan taşmasın), daha sonra yufkayı rulo şeklinde sarıp ikiye bölün.
4. iki ruloyu yağlanmış tepsiye koyun, üzerine yumurta sürüp 180c fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::